Atölye Çalışması

Yöneten:
Beliz Kudat
Yeşim Cimcoz

Buluşma Tarihleri:
Ekim 2016 itibariyle her ayın son Cuma günü

Buluşma Saati:
10:00 - 16:00

Buluşma Yeri:
Her ay belirlenen bir mekanda, sonra İstanbul sokaklarında, insanlarında, ruhunda.

devamı...

Eskiyi Arayanlar İçin

Eski İstanbulu Yazıyorum çalışmalarının gittiğine üzülenler, keşke eskisi gibi kalsaydı diyenler, sadece amatör kalmayı isteyen, sadece içinden geldiği gibi yazmak isteyenler... sizi unutmadık! Biz ayrıca hala yılda en az iki defa İstanbul'un bir semtine gideceğiz. Hatta bazılarınızın çok istediği gibi bir hafta sonu gezisi bile düşünüyoruz. Bu gezilerimiz tam eski İstanbul'u Yazıyorum tadında olacak. Tek şartımız yazmanız. Katılım yine ücretsiz olacak, yeme içme sizden olacak. Yazılarınız yine yayınlanacak, yine beraber yazıp okuyacağız. Sadece yılda iki defa olacak. :) Buradan tarihler hakkında duyuruları takip etmeyi ihmal etmeyin.

Anasayfa 2010-2016 Dönemleri Kuzguncuk Nuriye Gelgör

Kuzguncuk’tayım. Hem İstanbul hem değil. Kendimi yabancılaştırma efekti gibi hissediyorum. Hem bildik hem değil. Hem uzak hem yakın geliyor her şey. İstanbul’un insanı ufalayan hızından, kirinden pasından gürültüsünden uzak. Pastoral bir senfoni gibi duruyor Kuzguncuk önümde. Daracık sokaklar, burnuma değecek gibi duran dik yokuşlar. Sürprizli merdivenler. Dara yüzlü rengârenk evler. Her şey hem İstanbul hem değil. Uzaktan gelen trafik uğultusuna rağmen takırdayan ayak sesleri montların hışırtısı işitilebiliyor. Tablo gibi evler yıkık harabe olanla yan yana. Dumanı tüten bir evin hemen yanında virane bir ev. Zihnimde onarıveriyorum hemen. Sokak kedileri köpekler. Kuyruğu toz alan püsküllere benzeyen köpek salınıyor. Sincap gibi önümde seken kedi iki çıkıp bir durup merdivenleri poz veriyor beni farket diyor sanki... Film platosunda hissediyorum kendimi. Kuzgun cuk kendi ritminde akarken ben ona yakından bakmaya çalışırken o da bana bakıyor sanki kendimi çok oryantalist buluyorum o an. Her şey biz her şey bildik ama bir o kadar uzak. Büyük şehir metropol bu kadar uzaklaştırmış bizi aslımızdan. Yalın olmaya hasret bırakmış.

Merdivenleri çıkınca evlerin damına konmuş gibi oluyorum. Furtina Hanımın evine bakakalıyorum. Tasarım harikası etrafında dönüp duruyorum dışı yetmemiş gibi içini de merak ediyorum oysa her şey ortada Başımı kaldırınca merdivenlerden inen adamı fark ediyorum. Filmin ilk kareleri gibi kadraja giriyor farkında bile değil oysa o. Burada yavaş akıyor hayat. Behlül Sokak eskiden de Behlül Sokak mıydı diye düşünüyorum. Yoksa Kuzguncuk’un da içine popüler kültür mü kaçmış? Yavaşlatılmış İstanbul’a hayranlıkla bakıyorum. Kim bilir kaçıncı “buralarda bir ev var mı ki?” sorusu bu. Yaşayabilir miyim acaba? Ben hızlı İstanbul’danım. Burada hem içindesin hayatın hem dışında sanki. İçine kaçmak hissi veriyor. Boğaz çıkıyor karşıma tepelerden heyecanlanıyorum. Köprüden geçerken çok bakmışlığım var İstanbul’a şimdi köprüye köprüden geçen otomobillere bakıyorum. Burnuma dikilen yokuşların sağından solundan sürprizler çıkıyor karşıma teras bahçe hamam. Daha çok gezebilsem daha çok şaşıracağım. İstanbul’a ne zaman vuruldum tam olarak bilmiyorum ama her yeni İstanbul’a her eski İstanbul’a aynı hayranlıkla bakıyorum. Ne çok İstanbul var benim de onları keşfetme merakım…

Nuriye Gelgör - Kuzguncuk
14.10.2010

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Ekleneler...